We Don’t Speak of Alarm Clocks on Caturday
Even cats gotta take a break from taking a break.
We Don’t Speak of Alarm Clocks on Caturday
Even cats gotta take a break from taking a break.
Dreaming with our hands and dreaming with our minds (by half alive - soo zzzz)
13th Street Penthouse by Jane Kim Design Photographed by Alan Tansey
masif gövde üzerine gri hg akrilik kapak ve masif tezgah.doğal bir görünüm.
(vibranthomevibrantlife gönderdi)
(Kaynak: expensivelife)
(notmybeautifulhome gönderdi)
şu son zamanlar gündüzleri birden bastıran tumblr açlığımı hep bir şekilde bastırmaya çalıştım.öyle garip bir şey ki sanki gündüz yazmayı sevmediğimi biliyormuş gibi inadına inadına gündüz rahatsız ediyor beni.söyleyecek çok şeyim varmış gibi hissetmemi sağlıyor aniden; ki oluyor da ama kimisi söylemeye değer kimisi ise söylemeye değer olmuyor. tumblr’ı ilk açtığımdan beri hep gitmek istediğimden bahsettim her yazdığımda fakat şu an her ne kadar istediğimi yapmış olsam da sanki yapmam gereken bambaşka şeyler yazmam gerekende tonlarca şey olduğunu hissediyorum.bahsedeceğim şeyden aslında uzun bir süre bahsetmeyi düşünmüyordum fakat öyle bir illet ki geceleri bile uyuyamaz hale getirdi beni.hep aklımda, hep gözümün önünde ve hep yanı başındaymış gibi hissettiren ama asla yanında olmayan böyle tarif edilemez illet bir şey. he aşk mı ? hayır değil, aşk öyle sürekli ağza alınacak basit bir kelime olmamalı. yani şöyle ki şuan ki durumu aşk olarak tanımlarsam; ileride yaşanacak şeyleri -ki bu çok düşük ihtimal tanımlayamamaktan korkuyorum.yani yine bir yere varamadım ne olduğu konusunda hiç bir fikrim yok; tek bir kelimeyle anlatamıyorum yalnız dolaylı yollardan anlatabiliyor ve bir şeylere benzetebiliyorum. bir şeye gözünün kalması nasıl bir şey? şu ana kadar hep soyut şeylere gözümüz kalmıştır muhakkak. peki hiç birisine kaldı mı gözünüz? bir türlü sahip olamadığınız için olduk olmadık zamanlarda canınız çekti mi? yada aklınız kaldı mı hiç? bir yerde birinde..hiç sevmediğiniz bir yerde olmak istediniz mi onun için? huzur? çok kısa olsa da tattınız mı? tadı damağınızda kaldı mı? ne garip şu an hiç olmadığım kadar sabırlıyım bulunduğum yerden nefret ettiğim halde burada kalmayı, biraz vakit geçmesini, hepimizin zamana ihtiyacı olduğunu, ve bu bahsettiğim zaman çok uzun olmasına rağmen sonunda ulaşabileceğim zaferi düşündükçe kabulleniyorum her şeyi. elimden geldiğince de bastırıyorum kendimi bu sefer gideceğim diye değil döneceğim diye sonlandırıyorum tüm yazdıklarımı. dönmeye gerçekten değer bir şey olduğunda döneceğim…
Var olan ya da olduğu farz edilen birini beklemek zor, beklemek yorucu; bekleyişte insanı günden güne tüketen bir şeyler var; insanın hacmini küçülten, ağırlığını eksilten, kimi zaman sindiren, kimi zamansa saldırganlaştıran bir zehir var beklemekte…
Ama yine de beklenen –tanıdık ya da değil,…
(thingssheloves gönderdi)
Race to the Bottom: Will Fiji’s Poseidon Resort be the World’s First Underwater Hotel?
böyle bi evim olsun mu?